Dikkat mi Kaygıyı Artırır, Kaygı mı Dikkati Bozar? Bilim Ne Diyor? dikkat ve kaygı ilişkisi
- Sernis Dijital Reklam ajansı

- 30 Oca
- 2 dakikada okunur
“Kaygılandıkça dikkatim dağılıyor.” “Dikkatim dağıldığı için daha çok kaygılanıyorum.”
Bu iki cümle, birçok çocuk, ergen ve yetişkinin yaşadığı içsel döngüyü çok net özetler. Dikkat ve kaygı arasındaki ilişki, tek yönlü değil; karşılıklı ve besleyici bir ilişkidir.
Peki bilim bu konuda ne söylüyor? Önce dikkat mi bozulur, yoksa kaygı mı başlatıcıdır? dikkat ve kaygı ilişkisi

Dikkat ve Kaygı Arasındaki Temel Bağlantı
Beyin açısından bakıldığında dikkat ve kaygı;
Aynı beyin ağlarını paylaşır
Birbirini doğrudan etkiler
Özellikle prefrontal korteks (dikkat, planlama, kontrol) ile amigdala (tehdit algısı, korku) arasındaki denge bu ilişkinin merkezindedir.
Bu denge bozulduğunda hem dikkat hem de duygusal regülasyon zorlaşır.
Kaygı Beyinde Ne Yapar?
Kaygı arttığında beyin:
Tehdit algısını yükseltir
Enerjiyi “hayatta kalma” moduna yönlendirir
Bu süreçte:
Amigdala aşırı aktive olur
Prefrontal korteks baskılanır
Sonuç?
Odaklanma zorlaşır
Dikkat çabuk dağılır
Çalışma belleği zayıflar
Yani yüksek kaygı dikkati bozar.
Peki Dikkat Sorunları Kaygıyı Artırır mı?
Evet, bu da çok yaygındır.
Özellikle:
DEHB olan bireylerde
Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarda
Yoğun akademik beklenti altında olan öğrencilerde
dikkat sorunları zamanla ikincil kaygı yaratabilir.
Çünkü kişi:
Yetişemediğini hisseder
Hata yapmaktan korkar
Sürekli başarısız olacağını düşünür
Bu da şu inancı doğurur:
“Kontrol bende değil.”
Ve kaygı artar.

Bilim Ne Diyor? Tavuk mu Yumurta mı? dikkat ve kaygı ilişkisi
Araştırmalar şunu gösteriyor:
Bazı bireylerde kaygı birincildir, dikkat sorunlarını tetikler
Bazılarında ise dikkat zorlukları önce gelir, kaygı sonradan gelişir
Yani evrensel bir “önce şu olur” kuralı yoktur.
Ancak ortak nokta şudur:
Dikkat ve kaygı birbirini besleyen bir döngüye girebilir.
Bu Döngü Nasıl Çalışır?
Dikkat dağılır
Performans düşer
Kişi kendini yetersiz hisseder
Kaygı artar
Kaygı dikkati daha da bozar
Ve döngü devam eder.
Bu nedenle yalnızca:
“Daha çok odaklan” demek
“Kaygılanma” telkini vermek
çoğu zaman işe yaramaz.
Beyin Açısından Çözüm Nerede?
Çözüm, “hangisi önce?” sorusundan çok:
“Bu döngüyü nereden kırabiliriz?”sorusundadır.
Beyin için güven duygusu sağlandığında:
Amigdala sakinleşir
Prefrontal korteks yeniden devreye girer
Dikkat toparlanır
Bu yüzden:
Kaygıyı regüle etmek dikkati güçlendirebilir
Dikkati yapılandırmak kaygıyı azaltabilir
İki yönlü çalışmak en etkili yaklaşımdır.

Çocuklar ve Ergenlerde Bu İlişki Daha mı Güçlü?
Evet.
Çünkü:
Ön beyin henüz tam olgunlaşmamıştır
Duygusal regülasyon yetişkinlere göre daha zordur
Akademik ve sosyal baskı daha yoğundur
Bu nedenle çocuklarda:
Dikkat sorunu hafife alınmamalı
Kaygı “geçecek” diye beklenmemelidir
Erken destek, döngünün yerleşmesini önler.
Ebeveyn ve Eğitimcilere Küçük Bir Hatırlatma
Bir çocuğa sürekli şunu söylemek:
“Biraz dikkat et”
çoğu zaman şunu hissettirir:
“Ben zaten elimden geleni yapıyorum ama yetmiyor.”
Bu his kaygıyı artırır, dikkat daha da dağılır.
Bunun yerine:
Süreci yapılandırmak
Küçük başarıları görünür kılmak
Güvenli bir öğrenme ortamı oluşturmak
beyin için çok daha destekleyicidir.
Ayrı Değil, Birlikte Ele Alınmalı
Dikkat ve kaygı birbirinden bağımsız değildir. Biri bozulduğunda diğeri de etkilenir.
Bu yüzden:
Sadece dikkat üzerine
Ya da sadece kaygı üzerine
odaklanan yaklaşımlar eksik kalır.
Dopaminhane Akademi olarak bakışımız net: Beyni bütün halinde ele almak.




Yorumlar